12 02 2006

FIKRALAR

Dünya Feministler Kongresinde konuşmacılar görüş belirtmektedir.

 

Amerikalı bir hanım şöyle der:

-Ben iyi bir şirketin genel müdürüyüm. Artık alışveriş yapmaktan

bıktım. Kocama "bundan sonra alışverişleri sen yap" dedim. Baktım,

birinci gün oralı olmadı, ikinci gün oralı olmadı, üçüncü gün yaptı...

 

Alman konuşmacı:

-Ben iyi bir şirkette üst düzey yöneticiyim. Bir gün kocama "ben

artık bulaşıkla ilgilenmekten bıktım, biraz da sen yıka" dedim. Birinci

gün yapmadı, ikinci gün yapmadı, baktım üçüncü gün yapmış...

 

Fadime kürsüye çıkmış:

-Ben kendimi bildim bileli temizlikçiyim. Geçen gün Temel'e

"ben artık çamaşır yıkamaktan mahvoldum, biraz da sen yıka"

dedim. Birinci gün göremedim, ikinci gün göremedim, üçüncü

gün gözüm yavaş yavaş görmeye başladı...

 

Babam öldü, demiş Temel. Ilyas sormuş: Neden öldü?

Apartmanın sekizinci katından düştü.

Eyvah parçalandı mı?

Yoooo. Girişteki bakkalın tentesine düşünce, ordan hooop havalanıp karşı apartmana yönelmiş.

Apartmana mı çarptı? Nasıl oldu?

Yoooo. Karşı apartmanın balkonunda çamaşırlar asılıydı. Çamaşır ipine vurup, hooop fabrikanın bahçesine düştü.

Orada mı öldü?

Yoooo. Fabrika çelik yay fabrikası. Bahçedeki yayların üzerine düşüp, hooooop havalandı yeniden.

Peki sonra.

Sonrası ne? Baktık ki yere inmiyor. Biz de vurduk onu

 

Çekici bir genç kadın, çok zayıf bir bebeği doktora kontrole götürür. Bebeğe bakan doktor:

- "Bu çocuk iyi gıda almıyor", der ve kadına dönerek:

- "Lütfen soyununuz", diye rica eder. Soyunan kadının göğüslerini iyice kontrol eden doktor:

- "Düşündüğüm gibiymiş hanımefendi" der, "sizin hiç sütünüz yok." Kadın:

- "Tabi olmaz doktor bey", der. "Ben çocuğun teyzesiyim..."

 

Bir gün otururken pamuk prenses demiş ki: -

Benim çadırımda sihirli ayna var girip sorayım

hala en güzel ben mıyım?

Çadıra girip çıkan pamuk prenses demiş ki:

- Aynaya sordum hala en güzel benmişim.

Bunun üzerine herkul :

- Bir de ben sorayım hala en kuvvetli ben miyim ?

Ve çadıra girer. Çadırdan çıkınca derki

- Hala en kuvvetli benmişim.

 

Sıra notre dame'ın kamburuna gelmiştir. Oda

En çirkin hala ben mıyım sorayım diye çadıra girer.

 

Çadırdan on karış suratla çıkan nortedome'ın kamburu

sınırlı birşekilde derki;

-          Kim lan bu Reha Muhtar?

  

 GERÇEK BİR OLAY

Avustralya'da devlete ait bir sirketin umum müdürlügünü yapan bir adama

yaninda çalisanlarin küçük bir sakasi çok pahalliya mal olmus.Yilbasi

dolayisi ile sirket çalisanlari ve aileleri için tertip edilen bir

eglencede müdür masa üzerinde cüzdanini birakip tuvalete gitmis. Adamin

cüzdaninikaristirip loto biletini bulan yardimcisi biletteki numaralari

bir yere kayit etmis ve gidip garson kiz ile bir seyler konusmus. Adam

tuvaletten döndükten biraz sonra garson kiz salonun ortasina gelip

"Yilbasi

lotosu biraz önce çekildi, bir kisi alti bildi, tam 15 milyon dolar

kazandi,

size kazanan numaralari okuyorum.." deyip adamin numaralarini okumus.

Müdür cüzdanindan biletini çikartmis, numaralari kontrol etmis bir

sararmis, bir kizarmis. Garson kizi çagirip numaralari bir daha

ögrenmis, biletini

bir daha kontrol etmis. Bir kadeh viskiyi dibine kadar içtikten sonra

ayaga

kalkmis ve söyle demis "Sizlere kisa bir açiklamam var, senelerden beri

çalistigim bu sirketten ve sizlerden nefret ediyorum. Karimi ve

çocuklarimi

da hiç sevmiyorum, alti aydan beri sekreterim ile sevismekteyim. Artik

hepinizin cani cehenneme, ben sekreterimi alip Amerika'ya gidiyorum,

çünkü

lotodan tam 15 milyon dolar kazandim!" Hakiki bir hikayenin, bir meslek

hayatinin ve bir evliligin sonu.....

 

Minik oglan bahçede oynarken, babasinin arabasiyla sokaktan geçip, ormana dogru gittigini görmüs. Merak bu ya. O da arabayi izleyerek ormana gitmis.

Bir de ne görsün. Babasi ile teyzesi arabanin yaninda durmus öpüsüyorlar. Çocuk bu ya, gördügünden etkilenmis durumda kosarak eve dönmüs, nefes nefese heyecanli bir sekilde annesine, "Anne, anne. Biraz önce babami ormanda" derken annesi sözünü kesmis ve "Dur biraz. Nefes al. Sakinles. Öyle anlat" demis.

Oglan sakinlestikten sonra devam etmis, "Bahçede oynarken babamin arabasiyla ormana dogru gittigini gördüm. Ben de ormana gittim. Orada babami teyzemle öpüsürlerken gördüm. Bir süre sonra babam ceketini, teyzemde gömlegini çikardi. Sonra arabanin arka koltuguna geçtiler".

Anne çocuga dönmüs, "Dur bakalim, ne kadar ilginç bir öykü bu. Devamini anlatma, sakla. Aksam yemeginde babanla beraberken bitirirsin. Sen bu öyküyü bitirirken babanin suratini görmek istiyorum".

Aksam olmus, yemege oturmuslar. Anne çocuga dönmüs; "Bu gün neler yaptigini bize anlatsana" demis.

Oglan baslamis; "Bahçede oynarken babamin arabasiyla ormana dogru gittigini gördüm. Ben de ormana gittim. Orada babami teyzemle öpüsürlerken gördüm. Bir süre sonra babam ceketini, teyzemde gömlegini çikardi. Sonra arabanin arka koltuguna geçtiler. Ardindan geçen sene babam seyahatteykenn senin Amcamla yaptigin seyden yaptilar".

 

 Adamın biri California'da bir kumsalda yürürken ayağı eski bir lambaya takılmış, adam lambayı kumlarn içinden çıkarmış, ovalamış lambayı, harbi harbi cin çıkmış. Adam çok şaşırmış, cin başlamış konuşmaya ''Tamam, tamam.Beni lambadan kurtardin vs vs vs... Bu, bu ay içinde dördüncü çıkarılışım ve bu işten sıkılmaya başladım, bu yüzden 3 dilegi unut. Sadece 1 dilek hakkın var!'' Adam oturmus ve bir süre düşünmüş ve ''Her zaman Hawaii'ye gitmek istedim ama uçaktan korkarım ve deniz beni çok kötü tutar. Benim için Hawaii'ye bir köprü yap, böylece arabayla oraya gidebileyim'' demiş. Cin gülmüş ve ''Bu imkansız. Bu işin lojistiğini düşün! Köprünün ayakları nasıl Pasifik'in dibine ulaşabilir? Ne kadar beton gerektiğini, ne kadar çelik gerektiğini düşün! Hayır, başka bir dilek düşün'' demiş, Adam ''tamam'' demiş ve güzel bir dilek düşünmeye başlamış. En sonunda, ''Dört kere evlendim ve boşandım. Bütün karılarım her zaman duyarsız olduğumu ve onunla ilgilenmediğimi söylerdi. Bu yüzden, kadınları anlayabilmeyi diliyorum. Nasıl hissettiklerini ve neden ağladıklarını, bir şey söylemedikleri zaman gerçekten ne istediklerini, onları nasıl gerçekten mutlu edebileceğimi bilmek istiyorum...'' Cin: ''Köprü iki şeritli mi olsun dört şeritli mi?''

 

Fenerlinin biri berberde saçlarını kestiriyormuş. Berberin durduk yere

-İlk gittiğin maçı hatırlıyor musun? diye soracağı tutmuş.

-Evet ne olacak? demiş bizimki sinirli sinirli.

Hangi maçtı?

-Bir Galatasaray maçıydı

-Stadında mı?

-Evet ordaydı

Aradan birkaç dakika geçer ve berber tekrar sorar:

-Hangi maçtı demiştin?

-Galatasaray maçı

-Nerde , Nerede?

-AliSamiyen Stadında dedik ya!

-Birkaç dakika sonra yine aynı hikaye:

-Demek hayatında ilk gittiğin maç Galatasary maçıydı haaaa....

Bizim fenerli giderek sinirlenerek

-Evet be. Galatasaray maçıydı

Berber aynı konuyu birkaç dakika yine açmaya k ınca bizim fenerli isyan etmiş.

-Kardeşim ilk gittiğim maçın Galatasaray maçı olduğunu elli kere söyledim.Niçin tekrar tekrar soruyorsun?

Berber dayanamaz:

-Galatasaray deyince saçların diken diken oluyor da, daha rahat kesiyorum

..

 98 dünyakupasını FRANSA milli takımının kanzandığını gören Fatih Terim hemen ilk uçakla fransaya fransanın hocasından taktik almaya gider.Fatih hoca,fransanın hocasına

"ya hocam sız nasıl şampiyon oldunuz özel bir yöntem mi kullanıyosunuz" der. Bunun üzerine fransa milli takımını hocası

"Yo hayır.Ben sadece futbolcularıma zeka testi uyguluyorum.Bakın" der ve Fransa milli takımında forma giyen Zidane ı yanına çağırır ve şöyle der "Zidane senin ananın babanın çocuğu ama kardeşin değil, kim bu?" der.

Zidane da "Benim, hocam"der.

Fatih Terim de aynı şeyi kendi futbolcularında uygalaya karar verir ve Istanbula geri dönüp Hakan Şükürü yanına çağırır ve

"Hakan senin ananın babanın oğlu ama kardeşin değil,kim bu?" der, Hakan da

"Hihi bi dakka hocam gidip bi Hagi ye sorayım hihi" der. Hagi ye gidip

"Hagi senin ananın babanın oğlu ama kardeşin deil,Kim bu?" der Hagi de

"benim tabiki" der. Bunun üzerine Hakan şükür Fatih hocaya döner ve "Hagiymiş hocam" der..

Fatih terimde"Saçmalama oglum ne hagi si.. Zidane" der..

 

20. yüzyilin basinda bir evde kucuk bir cocuk babasina sormus: - "Baba!, kedilerin kuyruklarini kesip kemer yapmak günah midir?"

Baba ilgisizce;

- "Günahtir evladim" demis

- "Peki baba zencilerin derilerinden paspas yapmak günah midir?"

- "O da gunahtir evladim"

- "Peki baba japonlarin beyinlerinden corba yapmak gunah midir?"

- "Ooofff! o da günahtir evladim"

- " Peki baba yahudilerin yaglarindan sabun yapmak gunah midir?"

Baba en sonunda dayanamaz:

- "Degildir ulan. oooff bee Adolf , nerden aklina gelir boyle sorular

sormak?!..."

 

Bir bürokrat yoksul bir adamı ziyarete gitmiş demiş ki: "senin

oğlana bir eş bulalım, zamanı geldi artık."

Adam: "ben hayatımda oğlumun işine karışmadım." demiş.

Bürokrat: " ama demiş bu kız Rahmi Koç'un kızı" deyince

Adam: "a aaa ..tamam o zaman" demiş ve durumu kabul etmiş"

Sonra bizim bürokrat Rahmi Koç'un evine gitmiş: " kızınız için harika bir

koca adayı buldum" demiş.

Rahmi Koç şaşırarak: " ama benim kızım daha çok küçük" diye itiraz etmiş.

Bürokrat: " ama bu genç adam DÜNYA BANKASI'nda başkan yardımcısı" deyince.

kızın babası: " a aaa... tamam o zaman" diyerek duruma hemen razı

oluvermiş.

Sonunda bizim bürokrat DÜNYA BANKASI başkanını ziyarete gitmiş ve demiş ki:

"başkanım, size harika bir başkan yardımcısı adayı buldum"

Başkan: " iyi ama benim zaten ihtiyacımdan fazla yardımcım var" deyince

Bürokrat: ama bu Rahmi Koç'un damadı" demiş.

Başkan da " a aaaa...tamam o zaman" demiş.

İşte politika budur...

 

Temel Cemal'e anlatıyormuş:

- Bi herif bana çok sempatiksiniz dedi.

- O ne demektir?

- Pek de pilmeyrum ama, her ihtimale karsi furdum oni............

71
0
0
Yorum Yaz