11 02 2006

ATATÜRK'TEN HATIRALAR (III)

Günün Fıkrası: Mebus yaptıkATATÜRK bir gece sofrasına, başvekil hariç, bütün vekilleri çağırmış ve:- Bu gece, demiş, sizlere ne gibi şeyler yapmamaklığımız lâzım geldiğini, yaptığımız bir şeyi naklederek anlatacağım.Ve şunları anlatmış:- Berlin'de plastik dans kurslarına devam eden bir Türk kızından bir mektup almıştım; parasız kaldığından kurslarına devam edemeyeceğini yazıyor, benden yardım istiyordu. Maarif vekili ile görüştüm, tahsisat bulduk ve kıza Berlin'deki ilgili memurumuz vasıtasıyla parayı gönderdik. Bir ay sonra kız bana tekrar mektup yazıp parayı alamadığını, daha doğrusu almadığını bildirdi ve memurumuzdan şikayet etti; parayı vermek için kendisine bazı tekliflerde bulunmuş. Kız bu teklifleri kabul etmektense aç kalmayı tercih etmiş...Atatürk bunları anlattıktan sonra maarif vekiline sordu:- Bu memurumuzu ne yaptık?Cevap yok. Atatürk bütün vekillere döndü:- Bu memurumuzu ne yaptık biliyor musunuz beyler? Mebus yaptık!     Atatürk ve Bekri Mustafa ATATÜRK bir gece sofrasına mutad zevat dışında, İstiklal Harbinde hizmet görmüş, eski arkadaşlarını davet etti. -Bu gece siz söyleceksiniz ben dinleyeceğim dedi. Bana hâtıralarınızı anlatınız. Bir iki aperatiften sonra da davetliler sıra ile konuşmaya başladılar. Her biri hâtıralarını anlatırken ortaya şu netice çıktı: Kimi küçük, kimi büyük dağları yaratmışlardı. Kimi Anadolu'yu kurtarmış, kimi saltanatı yıkmış, kimi cumhuriyeti kurmuştu. Atatürk bir hayli dinledikten sonra: -Efendiler, dedi, size bir fıkra anlatayım. Ve Bekri Mustafa ile Dördüncü Murat ve vezirinin hikâyesini anlattı:Dördüncü Murat ile veziri tebdili kıyafetle Üsküdar'a geçmek üzere Beşiktaş'tan sandala binmişler. Sandalcı, Bekri Mustafa... Bir iki kürekten sonra koynundan rakı şişesini çıkarmış, bir yudum çekmiş, padişahla vezirine uzatmış:-Birer yudum da siz alın! İrkilmişler. Fakat Bekri şiddetle ısrar etmiş: "Çekin ulan, demiş, cana can katar..." Çaresiz, padişahla veziri dudak dokundurmuşlar. Be... Devamı